Video ve Resimler için tıklayınız..





Dijital Devrim ve Akıllı Kentler (V.Aytekin Sanalan)

Birlik Vakfı Erzincan Şubesinde düzenlenen “Şehir Okumaları” programının bu haftaki konusu “Dijital Devrim ve Akıllı Kentlerdi. Konuğu ise EBYÜ Öğretim Üyesi Doç. Dr. Vehbi Aytekin Sanalan’dı.  Sanalan konuşmasına şöyle başladı; 

“Konumuz Dijital Devrim ve Akıllı Kentler. Bugün teknolojide neler var, biraz ondan bahsedeceğiz. Daha sonra her biri ayrı bir sunum konusu olacak teknolojinin yakın gelecekte önümüze getireceği ürünler, yöntemler, yeni modelleri konuşacağız. Daha sonra ise bu modellerle ilgili, şehirde yaşayan insanların hayatına dokunan kısımlarla ilgileneceğiz. Şehrimizde neler var? Neler yapılabilir? ve biz Erzincan’da bu teknolojilerle ilgili neler yapabiliriz onu konuşacağız. Nerden baktığımıza bağlı olarak değişmekle birlikte bütün bunlar hayatımızın neresini kolaylaştırır ya da neresini zorlaştırır ve nihayetinde giderek akademik bir alan olmaya başlayan Akıllı Kentlerle  ve bunun sunduğu araçlarla ilgili Erzincan’da ne yapılabilir konusu ile bitireceğiz.”

Devamında ise Sanalan sözlerini şöyle sürdürdü.

“Önce biraz teknolojiden bahsetmek istiyorum. Akıllı teknolojiler var. Örneğin hepimizde akıllı telefonlar var. Eminim akıllı telefonun bütün fonksiyonlarını kullanamıyorum diye düşünenler vardır. Akıllı teknolojiler aslında büyük miktarda veriden ortaya çıkıyor. Bu veri yapay zeka ve bunun dayandığı şeydir. Büyük teknolojiler sosyal medyada ya da internet üzerinde yaptığınız her iş, her tık, her arama internette bir yerde bir iz bırakıyor. Bu iz, bir satırlık bir veridir. Tabi milyonlarca, milyarlarca insanın bunu yapması büyük, inanılmaz büyüklükte bir veri ortaya çıkarıyor. Bu veri doğrudan insan davranışlarının oluşturduğu bir veridir. Bu veriyi analiz ettiğinizde insan davranışlarını daha iyi anlayabiliyorsunuz. Sadece biz değil bazı bilgisayar uygulamaları da insanı daha iyi anlayabiliyor. Yani şunu söyleyebilirim, eğer sıkı bir facebook kullanıcısıysanız, facebook analiz algoritmaları sizin hakkınızda sizden daha çok şey biliyor. Bu büyük miktarda veri insan tarafından analiz edilebileceği gibi makineler tarafından da analiz edilmesi ve insan davranışlarına bir modelleme getirmesi söz konusu ve ona da zaten yapay zeka diyoruz. Yapay zeka bir takım karar verme algoritmalarıyla daha önceden var olan veri üzerindeki örüntüleri kullanarak akıl yürütme işidir. Bilgisayarın akıl yürütme işlemi tamamıyla dijital, tamamıyla sayısal yine büyük miktardaki veriye dayanıyor. Bu büyük miktarda olan verideki örüntüleri ve değişiklikleri makineler, makine öğrenmesi dediğimiz yöntemle öğrenebiliyor. Bu da yapay zekayı oluşturuyor. Hali hazırda teknolojinin yani günümüz medeniyetinin sahip olduğu 4. Kuşak dediğimiz yapay zeka, insan düşüncesinin en önemli fonksiyonlarını, bazılarını da çok daha iyi taklit edebilen uygulamalara sahip. Şimdiden yarışma başladı zaten. Biliyorsunuz 90’lı yılların sonunda bilgisayar dünya satranç şampiyonunu yenmişti. 2010’lu yılların ortalarında da bilgisayar dünya go oyunu şampiyonunu yendi. Go oyunu çok karmaşık bir oyun olarak bilinir. Japonya’da ortaya çıkmış. O zamanlar tabi bilgisayarın hiçbir zaman insanı yenemeyeceği düşünülüyordu. Ama 2015 yılında google’ın ürettiği alfa go adlı bilgisayar, bir insanı, dünya şampiyonunu yendi. Burada da bunun uzantıları da var. Halihazırda yer yer bizler de yapay zekayı kullanıyoruz. Mesela en basitinden Erzincan’da musluğu açtığımızda sistemi çalıştıran ve akan suyun arka planında yapay zeka uygulaması var. Bu yapay zeka ve diğer robotik teknolojiler endüstride bir dijital devrime yol açtı. Bunun bugünkü adı Endüstri 4.0. Endüstri 5.0 ise yolda. Endüstri 4.0 daha çok  büyük miktarda verinin işlenerek internet bağlantılı süreçlerle, siber ortamla fiziksel ortamı birleştiren uygulamalardır. Bunun içerisinde robotlar var, artırılmış gerçeklik uygulamaları var, yapay zeka uygulamaları var, dediğim gibi bu aslında başlı başına bir sunum konusu.

Ben şöyle bahsedeceğim. En ilginç şeylerden bir tanesi Nesnelerin İnterneti var. Elimizde internete bağlı telefonlar var. Bazılarımız da internete bağlı saatte var. Mesela projeksiyon cihazları artık internete bağlanabiliyor. Evlerinizdeki televizyonlar internete bağlanabiliyor. Tivibu gibi servisler internet üzerinden hizmet veriyor. Güvenlik kameraları internet üzerinden kontrol imkanı sunuyor. Bunların burada duracağını düşünmeyin. Buzdolabımız da internete bağlı çalışır hale gelecek, çamaşır makinesi de, evdeki temizleyici robotta internete bağlı olacak ve diğer birçok gereçte. Buna nesnelerin interneti deniyor. İnternet aracılığıyla pek çok eşyanın iletişim kurmasını ve buna göre belli kararlar verip, belli aksiyonlar almasını sağlayan sistemler bunlar. Mesela sürücüsüz araba da internet bağlantılı bir cihaz. Mutlaka haberlerde ya da sosyal medyadan görmüşsünüzdür; sürücüsü olmayan arabalar üretiliyor. Bunu ilk yapan google’dı. Daha sonra ise üzerinde tesla çalıştı. Bazı hukuki sıkıntılardan dolayı seri üretime henüz geçmedi. Ancak sürücüsüz arabanın da yakın zamanda geleceği görülüyor. O da internete bağlı bir şey.

Buradan akıllı kente geçmek istiyorum.

Akıllı şehir bütün bahsettiğimiz yeni teknolojileri kullanan, şehirde yaşayanların rahatı, kolaylığı, onlara daha ucuz hizmet, daha verimli ve daha sağlıklı hizmet götürülmesini sağlamak, aynı zamanda dünya kaynaklarını daha verimli kullanacak şekilde bir ortam sağlamayı amaçlayan bir girişim, bir model. İçinde bu modelin sunucularınca belirlenmiş 8 parametre var.

Akıllı Teknoloji, Akıllı Enerji, Akıllı Ulaşım, Akıllı Altyapı, Akıllı Yönetim, Akıllı Güvenlik, Akıllı Sağlık, Akıllı Binalar. Bunlar Akıllı Kent çözümleri. Akıllı Kent’in bu 8 parametrenin en az 5’inden oluşması tavsiye ediliyor. Biz bu sunuda ilk 5 tanesini inceleyeceğiz.

Nesnelerin internetini Akıllı Teknoloji bağlamında Akıllı Şehir oluşturma için kullanıyoruz.

Bunlar neler?

Mesela Akıllı Su Kontrol Ölçümleri, Endüstriyel Otomasyon Uygulamaları, Su Saatleri akıllı olabiliyor. Aynı zamanda su sistemini,  ulaşım sistemini, sinyalizasyonu yürüten sistemler akıllı olabiliyor. Bir internet aracılığıyla birbirlerini takip edebiliyorlar. Araç Takip Sistemleri, Hasta Takip Sistemleri, Sağlık Uygulamaları, Maden Uygulamaları, Endüstriyel uygulamalar ve daha birçok uygulama alanı var gördüğünüz gibi. Akıllı Enerji de bir başka Akıllı Kent uygulaması.

Akıllı şehir uygulamaları nasıl oluyor?

Yap-Sahip Ol-Yönet şeklinde olabiliyor. Yerel yönetim yapabiliyor. Yani inşaatını yapabiliyor. Sahibi yerel yönetim olabiliyor. Ve sonra işletmesi de yerel yönetim oluyor.

Yap-İşlet-Devret modeli var akıllı kent kurmak için.

Yap-İşlet-Yönet modeli var.

Birde Açık İş modeli var. Tamamıyla anlaşmaya bağlı olan.

Biraz pratiğe yönelik kısmı olduğu için burası hakkında detay vermek istiyorum. Bu uygulama modelinde yani yap -sahip ol- işlet modelinde, yerel yönetim bağımsız olarak kendi ihtiyacı olan akıllı sistemleri kuruyor, sahibi de kendisi ve yönetimi de yerel yönetime ait olabiliyor.

Yap-İşlet-Devret belli bir süre içerisinde bir yüklenici, bir iş ortağı yapıyor, bir süre işletiyor ve sonra yerel yönetime devrediyor.

Yap- İşlet-Yönet’te de tamamıyla ortağa ait, yapılması, işletilmesi, yönetilmesi ve devam ettirilmesi söz konusu.

Açık İş modelinde ise bir şirket veya kurum tarafından altyapı oluşturmaya izin veriliyor. Ancak yerel yönetim işin yapılması, işletilmesi ve yönetilmesinde belli hukuki haklara sahip, yönetimin sınırlarını belirlemeye sahip olabiliyor.

Önemli şeylerden biri de Akıllı Enerji. Çünkü ülkemizde maliyetimizin önemli bir kısmı enerjiden kaynaklanıyor. Akıllı enerjiyi uygulama alanları olarak, bilgisayar tabanlı uzaktan kontrollü otomasyon ile yapabiliyoruz. Hangi mahallelerde sokak lambalarının ne zaman yanacağını belirlemek gibi. Enerji depolamayla ilgili akıllı çözümler var. Ne zaman elde edip, ne zaman depolamak lazım? Hibrit araçlar, özellikle ulaşımda, taşımacılıkta, yine internete bağlı bir nesne olarak bir hibrit araç çözüm olarak sunulabiliyor. Mahalle Temelli İklim Koruma ve Girişimleri, Akıllı Aydınlatma Sistemleri, Sokak Lambaları, Binaların İyileştirilmesi Akıllı Enerji uygulamalarındandır. Bu konuda Kopenhag iyi uygulama örneklerinden biri olarak göze çarpıyor. Akıllı çözümleri uygulayarak enerji tüketimini %30, ısı tüketimini %20 azaltmış bir şehir Kopenhag. İşyerlerine seyahatlerin %50’sinin bisikletle yapılması sağlanarak taşıma maliyetlerini düşürmüş. Araç filosu için geceleri ucuz elektrik temin eden rüzgar santralleri kurulmuş, kayıpları azaltan ve pahalı talebe karşı koruma sağlayan akıllı esnek enerji sistemi inşa edilmiş şehirde. Buda maliyeti düşürüp hizmetin kalitesini artırmış.

Akıllı Ulaşım Sistemlerinde gelişmiş yolcu bilgi sistemleri kullanılıyor. Mesela yolcu nerde var? Yolcunun yoğun olduğu yerler nereler. Ulaşım Yönetim Sistemleri  hatların yönetilmesini sağlıyor. Bunları genelde bilgisayar yardımıyla, bilgisayarlı sistemler yapay zekaya uygun olarak yönlendiriyorlar. Akıllı Ulaşım Sistemlerine bağlı fiyatlandırma sistemleri var. Fiyatlar farklı, yolcular akıllı sistemlerin yönettiği ulaşım sistemlerinde dinamik bir fiyat skalası içerisinde hizmet alıyorlar. Gelişmiş toplu taşıma sistemleri ile tam entegre akıllı ulaşım sistemleri var.

Akıllı ulaşımda Erzincan için neler düşünülebilir.

Akıllı otoparklar düşünülebilir ya da akıllı park yerleri. İnsanların araçları park edebileceği yerler, mesela boş park yerlerini gösteren sistemler kent bilgi sistemine entegre edilebilir. Ve bu şekilde otoparkla ilgili kolaylıklar sağlanabilir. Birçok şehirde görmüşsünüzdür. Başka şehirlerde uygulamaları var. Daha önce şehrimizdeki taşımacılık kooperatifinin de belli bir süre yürüttüğü hizmetti. Şu anda o hizmeti sanırım vermiyor. Belli bir aracın ne zaman nerde olduğunu istediğiniz yerden görebildiğiniz sistemler. Filo yönetimi ve elektrikli araçlar. Trafik yönetimi özellikle önemli. Erzincan’daki trafik ışıklarını sinyalizasyon sistemini biliyorsunuz yoğunluğa göre çalışmıyor. Otomatik ayarlanmış, belli saatlerde belli aralıklarla sinyalizasyon sistemleri çalışıyor. Gerçekte kaç tane arabanın kırmızı ışıkta beklediğini hesaba katmadan ışıklar çalışıyor. Buda tabi hem trafik sıkışıklığına hem de birçok noktada sıkıntılar ortaya çıkarıyor. Bunlar yine akıllı çözümlerle çok kolay üstesinden gelinebilecek ve bizim günlük hayatımızı etkileyen problemler. Yine akıllı ulaşım sistemleriyle ilgili uygulama alanları kentsel  trafik yönetim sistemi mesela. Bu konuda Erzincan Belediyesinin Trafik Şube Müdürlüğüyle ortak çalışmaları var. Bahsettiğimiz otomasyonun gerçekleşmesi için belli yerlerin, belli kavşakların kameralarla izlenmesi, orda bir veri oluşturulması gerekiyor. Bu veri üzerine çıkarılan örüntülerden sinyalizasyonu yönetecek bilgisayar sisteminin kullanacağı algoritma üretiliyor. Nerden? ne kadar? hangi yönden? hangi saatte? yılın hangi gününde? hangi zamanında? araç geçiyorsa sinyalizasyonu sistem kameralardan görerek, araçları, araç yoğunluğunu hesaba katarak karar veriyor ve bu şekilde trafik sıkışıklığının önüne geçebiliyor.

Elektrikli araç şarj istasyonları bir çözüm. Artık bir çok şehirde dünyada kiralayabildiğiniz bisikletler gibi kiralayabildiğiniz elektrikli araçlar var. Şehrin belli yerlerinde duruyorlar. Binip gidiyorsunuz, işte kredi kartıyla ya da cep telefonundaki uygulamayla arabayı oradan alıyorsunuz, işinizi görüyorsunuz yine benzer bir istasyona bırakıyorsunuz. O istasyona girdiğinizde aynı zamanda şarjda etmeye başlıyor, o aradaki zaman farkını siz kira olarak ödüyorsunuz.

Çok Modlu Ulaşım, Akıllı uygulamalardan bir tanesi. Buda Akıllı şoförsüz araçlarla denenmeye başlayan, hava taksileri şeklinde de uygulamalar var. Bunlar da yine şehir hayatının ortaya çıkardığı problemlere teknolojinin getirdiği çözümlerden.  Ve tabi akıllı otopark yine dünyanın birçok şehrinde binaların altında sadece diyelim otomasyon sistemlerinin yönettiği otoparklar var. Girerken fişinizi alıyorsunuz, çıkarken ödeyip çıkıyorsunuz.

Neler kazanabiliriz?

Bir kere verimlilikten kazanıyoruz.  En azından yakıt harcamıyoruz. Ya da o kadar harcamıyoruz, yakıttan ciddi anlamda tasarruf imkanı sağlıyor. Enerji ve çevre uygulamaları açısından çok faydalı. Çünkü karbon emisyonunu azaltıyor ve Erzincan’da şehrin önemli bir kısmında gördüğümüz hava kirliliği problemimiz, en azından bu çözümler sayesinde hava kirliliğine katkı yapmamış olacak. Tabi sağlıklı bir ortam, üretkenlik ve güvenlik gibide faydaları var.

Daha somut olarak Erzincan’da neler yapılabilir?

Görüntü analizleri yapılabilir. Araç yoğunlukları analizleri. Bunlar mobese kameralarının sağladığı veriyle ya da yeni sistem kurarak yapılabilir. Bunlar çok maliyetli şeyler değil. Buradan bir araç sayımı ve araç yoğunluğu örüntüsü elde edilebilir. Bir yılda mesela bir veri elde edilir. Bu veri üzerine trafik incelemesi yapılır. Ve karar sisteminin algoritması oluşturulur. Buda bilgisayar programı demek.  Bunlardan mesela hangi araçlar daha çok nerede duruyor? Nereden geçiyor? Ne kadar hızla geçiyor? Ne kadar yoğunlukla geçiyor? Yılın hangi döneminde ne kadar geçiyor? Bu verilerden hareketle sadece ulaşımla ilgili değil parkla ilgili problemlerde çözülebilir. Biliyorsunuz bir toplu taşıma kooperatifimiz var. Belediyenin ulaşım hizmeti yok. Ama bence devralınması lazım. Ve devraldıktan sonra ya da en azından kısmen devralmalı, birçok başka şehirde böyle hem bir kooperatif, hem belediye iktisadi teşekkülünün ortaklaşa ulaşım problemi üzerinde çalıştığı durumlar var. Erzincan’da niye olmasın. Belediye girişimleri ve kooperatifle birlikte Akıllı Ulaşım Teknolojilerinin kullanılması eminim birçok fayda sağlayacaktır. Şehirde raylı sistem düşüncesi var. Bunun bir projesi var. Bildiğim kadarıyla  Ulaştırma Bakanlığına verilmiş. Artık Ulaştırma Bakanlığının gündeminde. Ne zaman yapmaya karar verirlerse o zaman inşaatı başlar. Raylı sistem şehrin birçok yeri için belki lüks görünebilir. Ama şehrin bir çok yerine insanları zaten naklediyoruz ve bunun için benzin yakıyoruz. En azından belki yenilenebilir enerji kaynaklarıyla desteklenen raylı sistemler maliyeti düşürebilir.

Altyapı akıllı olabilir. Bunun için mesela çöp sistemleri var. Akıllı çöp tenekeleri var. İnternete bağlı sensörlerle donatılmış çöp kutusu dolmaya başladığı zaman haber veriyor ya da ne kadar dolu olduğunu merkezi sisteme haber veriyor. Merkezi sistemde çalışan bir yazılımla sensörden gelen bilgiyi okuyarak onun ne kadar sürede dolacağını tahmin ediyor ve araçları yönlendiriyor. Böylece bir aracı diyelim sabah 8’den akşam 5’e kadar sürekli kullanmamış oluyorsunuz. Şu anda bir çöp arabası belli bir rotada, orada çöp olup olmadığını bilmeksizin çöp tenekesinin yanına uğruyor. Ama o çöp boşta olabilir. Bu uygulamalar Belediyenin operasyon giderlerinin yarısına kadar tasarruf sağlanabileceğini gösteriyor. Faaliyeti azaltıyor. Geri dönüşüm ise ayrı bir konu. Geri dönüşümle çok büyük karlar elde etmek mümkün. Tasarrufta %95’e kadar artış sağlamak mümkün. Bunun önemli bir kısmından enerji elde ediliyor. Geri dönüşümle ilgili hammaddeler oluşturulabiliyor. Vb. gibi atık yönetimiyle ilgili şeyler var.           

Akıllı Su Yönetimi ve Su Tasarrufu. Erzincan’da su harcamasında kayıplar var. Bu kayıpların ne olduğunu, ne kadar olduğunu her şey olup bittikten sonra görebiliyoruz. Ama akıllı sistemlerle bunun sağlanması mümkün. Daha önce söylediğim gibi Erzincan’da bir scada su sistemi var. Ana şebeke isale hattında çalışan motorlar, vanalar bir scada sistemiyle bir merkezi yazılım tarafından yönetiliyor. Böylece mesela Kurutelek köyündeki kuyulardan cazibeyle gelen ve Kırklar Tepesindeki depoyu dolduran hattın vanası eğer o anki şehrin su harcamasını karşılayabilecek düzeydeyse açık tutuluyor, eğer seviye düşerse yani harcama oradan sağlanan sudan daha fazla olursa Beytahtı’ndaki motorlar devreye giriyor ve onlar su basmaya başlamış oluyor. Bu kararları tamamen bir yapay zeka uygulaması veriyor. Tabi kaçakların bazıları tahsilatla ilgili onu da söyleyelim. Genellikle su donmasın diye saatleri bodrumlara yerleştiriyoruz ya da bahçede ise üstü kış aylarında kapatılıyor. Bu sefer okunması mümkün olmuyor. Bazı durumlarda aylarca okunması mümkün olmuyor. Bunun akıllı sistemlerle yönetimi şöyle. Akıllı saatler. İnternete bağlı  ve belli periyotlarla endeksleri gönderiyorlar. Sadece bir merkezi sisteme bir sayı gönderiyor. Merkez de en azından o endeksi kaydettiği en son endeksten çıkarıp su sarfiyatını hesap ederek faturalandırma yapabiliyor. Kimsenin gidip okumasına gerek kalmıyor.

Yağmur Suyu Sensörleri önemli bir kısım. Birçok şehirde artık yağmur sularının belli şartlarda toplanarak, korunması, tekrar kullanılması için tasarlanmış sistemler var. Bunlarda yine bir yerel yönetimin büyük resmi içinde yer alan çözümlerinden birini oluşturuyor. Kopenhag’dan yine atık yönetimine bir örnek. Şehir atıklarının sadece %2 si çöp sahalarına gönderiliyor. Atıkların yaklaşık %60’ ı geri dönüştürülüyor. Geri kalan %38’i ise şehri bölgesel ısıtma sistemleri için ısı üretmede kullanılıyor.

Akıllı Yönetim belki de bizim Erzincan’ın ve benzeri birçok şehrin problemi olan konulardan bir tanesi.  Yönetimdeki kararların bir kısmını yapay zekalar alabilir. Ama her şekilde yönetime mutlaka yardımcı olacak karar destek sistemleri lazım. Veri lazım. Bu şehirde kaç kişi yaşıyor? Bu şehrin alanı ne kadar? Bu şehirde ID’lenmiş, tanımlanmış yerleşim sahaları ne kadar? Kaç tane su abonesi var? Kaç tane su saati var? Hangi mahallede nasıl bir tüketim var? Gelişme nereye doğru? Nerelerin kalabalıklığı artıyor? Hangi bölgelerde ticari faaliyetlerin durumu ne? Buna göre yerel yönetimler tarafından bu verinin ortaya çıkması için yapılacak şeyler var. Bu arada bu süreçte Erzincan Belediyesinin yetkilileri ile görüşme fırsatım oldu. Şunu anladım ki bunun farkındalar. Bu veriye ihtiyaç olduğunu onlarda söylüyorlar. Bize veri lazım. Kendi işlemlerimizle ilgili çok sağlıklı elimizde veri yok. Düzenlenmiş ve sistematik hale getirilmiş sağlıklı bir veri olmadığı için gelişmeyle ilgili bir projeksiyon oluşturulamadığını söyleyebiliriz.  Dolayısıyla çok kısa sürede buna el atmayı düşünüyorlar. Buda şöyle bir problemi çözecek. Mesela en azından Başkan şehir hakkında daha çok şey bilecek. Bence bu iyi bir şey.

Akıllı Yönetim Uygulamalarında Açık İş portalları var.  E-Tedarik Uygulamaları var. Tedarik zincirlerinin elektronik ortamlara taşınmış hali, inovasyon bölgeleri var mesela, e-demokrasi araçları ve katılımcı platformları var. Bizim şehrimizde de kiosklar olabilir. Şehrin belli yerlerinde belediye tarafından yürütülen kiosklar olabilir. Mesela su paralarını ödeyebileceğimiz makineler olabilir. Sicil numarasını girdiğimizde senin borcun şu kadar der ve bizde ödeyebiliriz, ödeyebilmeliyiz. P2P çözümleri var. Uçtan uca. Bunlar insanların gönüllü olarak bir araya geldikleri belli problemleri çözme kaygısıyla şehir hayatıyla ilgili çözüm sunmak üzere bir araya gelinen ve yerel yönetimler bünyesinden oluşturulan organizasyonlar. Herkes gönüllü, bir şey yapmaya çalışıyor. Yurt dışında uygulamaları çok. Bunlar organize edilebilir. E-uyarı sistemleri bizim için, Erzincan için özellikle önemli biliyorsunuz. Genellikle Erzincan’daki kurumların afet yönetimiyle ilgili stratejilerine baktığınızda öncelikli şey yangın olarak görülüyor. Ama bizim öncelikli (Allah gecinden versin) afet beklentimiz yangın değil, depremdir. Dolayısıyla depremle ilgili e-uyarı sistemleri , bununla ilgili yerel yönetimin insanların nasıl organize edileceği yada mesela kendisinin nasıl organize olacağıyla ilgili düzenlemesi gerekiyor. Anladığım kadarıyla Belediyede de, diğer kurum ve kuruluşlarımızda ki gibi acil durum senaryolarının başında yangın geliyor. Bunun biraz değişmesi gerektiğini ve mesela kaynak yönetimi , afet durumundaki kaynak yönetimiyle ilgili sadece yerel yönetim değil bütün herkesin, bütün birimlerin, bütün kurumların katılacağı bir veri tabanı oluşması gerekiyor. Belli bir anda, afet başımıza geldiği bir anda neyin nerde olduğu, kimin nereye gideceği gibi şeylerin şimdiden elektronik veri tabanı şeklinde oluşturulması gerekiyor. Ve bunlarında tabi deprem anında internet diye bir şey olmayacağı için yine eski model üzere kağıtta saklanması gerekir diye düşünüyorum.

Neler Kazanıyoruz Akıllı Yönetimle.

Yerel Yönetime güven güçleniyor. Yerel Yönetim bizim hakkımızda daha çok şey biliyor. Buda güven sağlıyor. Vatandaşın beklentileri karşılanıyor. Her neyi bekliyorsa buna otobüste dahil beklediği zamanda geliyor. Vatandaşın katılımı daha kolay, çünkü elektronik ortam ve tabi gelecek projeksiyonlarının içinde daha kolay olduğu için daha iyi şehir planlaması ve daha uygun kararlar vermek mümkün.

Erzincan için bu anlamda Akıllı Yönetim konusunda neler yapılabilir.

Bazı hizmetler çevrimiçi var. Uygulamaları var. Güzelde bir uygulama yapmışlar. Bilmiyorum E-Belediye uygulamasına son zamanlarda hiç girdiniz mi? Birçok hizmet gerçekten güzel oradan sağlanıyor. Sicil numaranızı bulabiliyorsunuz. O sisteme üye olabiliyorsunuz. Aynı zamanda bir cep telefonu uygulaması olarak kullanabiliyorsunuz. Su paranızı ödeyebiliyorsunuz. Daha birçok şeyi görebiliyorsunuz mesela sokak ve caddelerin emlak rayiç değerleri gibi. Ama hala çevrimiçi olmayan hizmetler var. Onlarda çevrimiçi yapılabilmeli. Mesela beyanlar. Emlak beyanları yada ruhsat başvuruları halihazırda online yada çevrimiçi yapılmıyor. Bunların yavaş yavaş internet üzerinden  açılması, yapılması sağlanmalı. Kiosklarla ilgili hizmetleri daha önce söylemiştik.

Genel olarak bir global 2025 akıllı şehirler projesine bakıyorum. Tabi burada Türkiye’den herhangi bir şehir yok. Bu 2025 akıllı şehirler için seçilmiş olanlar. Bunların arasında Seul, Singapur, Paris, Londra, Newyork, San Fransisco var. Sidney, Tokyo, Pekin, Amsterdam, Kopenhag yine bu şehirler arasında sayılmış. Bunlar belli ölçüde Akıllı Teknolojileri kullanan şehirler. Diyor ve bunun sonrasında interaktif kısım için sözlerimi tamamlamak istiyor, katılımınız için teşekkür ediyorum.” diyerek sözlerini tamamladı.

Daha sonra soru cevap bölümüne geçildi. Vatandaşların akıllı şehirlerin gerektirdiği teknoloji becerilerine sahip olup olmadığı soruldu. Cevap olarak bu okuryazarlık becerilerinin okul müfredatlarında olduğu, ancak bu konuda daha çok çalışılması gerektiği belirtildi. Akıllı çözümlerin istihdamı azaltacağı, bu konuda ne önlem alınabileceği sorusuna küresel olarak uygulanabilecek “universal basic income” gibi çözümler oluşturulabileceği belirtildi. Erzincan’da akıllı şehir çözümlerinin uygulanabilirliği ile ilgili soruya ise çevik yönetim anlayışı ve konuya önem veren liderlerin idaresinde şehrimizde çözüm üretebilecek tüm insan kaynaklarının bulunduğu belirtildi.  İşe nereden başlamak gerekir sorusuna ise; önce şehire ait karar vermede esas olacak doğru ve güvenilir bir veri toplama mekanizması kurularak başlanmalı şeklinde cevap verildi. Bu büyük veri aracılığı ile akıllı şehir çözümlerinde nasıl bir yol izleneceğine ve nasıl bir fayda sağlanabileceğine dair karar verilebilir.

Bizlerde Birlik Vakfı Erzincan Şubesi olarak hocamıza güzel sunumu için teşekkür ediyoruz.



40 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Hava Durumu
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam14
Toplam Ziyaret76470